Alanya - (Coracesium-Kolonoros-Candelore-Alaiye)

Alanya’nin yerlesim durumu karanlik çaglara kadar uzanmaktadir. Ilçenin Kuzeydogu istikametinde Bademagaci Köyü ile Oba Köyü arasinda yeralan Kadiini Magarasi’nda 1957 yilinda yapilan incelemer ve arastirmalar sonunda bulunan insan iskelet ve fosilleri bunu dogrulamistir. Alanya cografi konumu ve iklimi itibariyle tarihin degisik zamanlarinda çesitli kavimlere ev sahipligi yapmis, bazen Kilikia, bazen de Pamphylia topraklarindan sayilmistir. Alanya’yi, M.Ö XIV. yüzyilin ilk yarisinda Hititler kendilerine bagladiklari görülür. M.Ö. 224-188 yillari arasinda Kilikia medeniyeti, Büyük Antiochus tarafindan istila edildigi halde, "Gökkarga" anlamina gelen, Coracesium (Alanya ), kusatilmasinin zorlugu nedeniyle istiklalini muhafaza etti. Coracesium, Tryphon adli bir korsan reisin elinde çevresine korku saçan bir yer haline geldi. M.Ö. 139 yilinda Roma Komutani Atiochus tarafindan açilan bir savas sonrasinda bu güçlü ve azili korsan reisi yok edilmis, zamanla tekrar Akdeniz’de korku saçmaya baslayan korsanlar M.Ö. 103 yilinda Romali’lar tarafindan Akdeniz kiyi seridinden silindi. Misir Kraliçesi Kleopatra bir Akdeniz Turnesi’nde Antonius’a asik olur ve evlilik hediyesi olarak Coracesium’u, Antonius, Kleopatra’ya verdi. M.S. VII. yüzyila kadar önemini koruyan Coracesium (Alanya), Araplarin saldirilari baslayinca önemini daha da arttirarak, Bizanslilar döneminde "güzel dag" anlamina gelen Kolonoros adini aldi. Islami Devirde Kolonoros... Islam Devleti’nin bütün Roma sehirlerine yaptigi akinlar sirasinda Kolonoros güçlü savunmasiyla bagimsizligini korur. Bazi tarihçiler Araplarin da buraya geldigini söyler. Araplarin Bizanslilari tedirgin etmeleri Selçuklular’in Kolonoros’u almalarini kolaylastirdi. Antalya’yi alan Selçuklularin Akdeniz hakimiyetini kurmak için Kolonoros’u almalari gerekiyordu. Uzun zamandan beri Antalya sü-basiligi yapmis Ertokus Bey, Selçuklu Sultani Alaaddin Keykubad’a, Akdeniz sahilinde Rumlar’in Kalonoros ve Avrupa’lilarin Candelore adini verdikleri beldenin güzelligini, kis mevsiminin orada bahar gibi hos ve sirin geçtigini, tabiatin ve yesilliklerinin burasini cennetten bir parça haline getirdigini ve kolaylikla fethedilebilecegini uzun boylu anlatir ve O’nu buranin fethine tesvik eder. Sultan Aladdin Keykubad 1221 yilinda Kale Komutani Kyr-Vart ‘dan Kolonoros’u aldi. Bir rivayete göre dört ay gibi bir kusatmadan sonra kaleyi alamayacagini düsünen Sultan Keykubad’in, bütün keçileri bir gece toplatarak boynuzlarina baglattigi çiralari da ateslettirerek askerlerin Allah Allah sesleri arasinda kale kapilarina hücüm edilmesini istedigi, muhafizlarinda bu büyük kalabalik karsisinda kale kapilarini açmak zorunda kaldiklari söylenir. Sultan Aladdin Keykubad, bu güzel beldenin yeniden insaa edilmesini sagladi, Kolonoros adini da kendi adina izafeten "Alaiye" olarak degistirdi. Ilk seferini zaferle sonuçlandiran Keykubad’in, Alaiye’nin fethi ve imari münasebetiyle vücuda getirdigi eserler arasinda 1228 ‘de ikmal edilen tersane çok mühimdir. Sultan Keykubad, düsman memleketi istila ederse, halkin Akdeniz’de Alanya Kalesine ve Karadeniz’ de de Sinop Kalesine siginmalarini söylemistir. Alaiye Tersanesi ve Sinop Tersanesi Akdeniz ve Karadeniz de askeri ve ticari seferlere imkan vermistir. Uzun yillar Selçuklular’a sancaklik yapan Alaiye, XIII. yüzyil ortalarinda Selçuklular’in zayiflamasindan sonra, ayni sülaleden olan Karamanogullari’nin eline geçti. Alaiye’nin Osmanlilar tarafindan alinmasi... Alaiye’nin Osmanlilar tarafindan alinmasi, Fatih Sultan Mehmet zamaninda gerçeklesti. Osmanli Pasasi Gedik Ahmet Pasa, 1471 yilinda Karamanoglu Kiliç Aslan Bey’i ikna ederek Alaiye’yi Osmanli topraklarina dahil etti. Ulu Önder Atatürk’ün 1933 yilinda Gülcemal gemisiyle çiktigi Akdeniz gezisi sirasinda çekilen bir telgrafta Alaiye ismi Mors alfabesinde yanlislikla Alanya olarak çikar. Atatürk telgrafa bir göz atip, "Alaiye’yi bana Alanya mi yaptiracaksiniz? Aslinda bu isim de çok güzel, bundan sonra Alaiye, Alanya olsun "der. Tarihin degisik zamanlarinda çok sayida medeniyete ev sahipligi yapan Alanya’da, hala bu kültürlerin ayakta durdugunu görmek mümkün...
Alanya - (Coracesium-Kolonoros-Candelore-Alaiye)

Alanya’nin yerlesim durumu karanlik çaglara kadar uzanmaktadir. Ilçenin Kuzeydogu istikametinde Bademagaci Köyü ile Oba Köyü arasinda yeralan Kadiini Magarasi’nda 1957 yilinda yapilan incelemer ve arastirmalar sonunda bulunan insan iskelet ve fosilleri bunu dogrulamistir. Alanya cografi konumu ve iklimi itibariyle tarihin degisik zamanlarinda çesitli kavimlere ev sahipligi yapmis, bazen Kilikia, bazen de Pamphylia topraklarindan sayilmistir. Alanya’yi, M.Ö XIV. yüzyilin ilk yarisinda Hititler kendilerine bagladiklari görülür. M.Ö. 224-188 yillari arasinda Kilikia medeniyeti, Büyük Antiochus tarafindan istila edildigi halde, "Gökkarga" anlamina gelen, Coracesium (Alanya ), kusatilmasinin zorlugu nedeniyle istiklalini muhafaza etti. Coracesium, Tryphon adli bir korsan reisin elinde çevresine korku saçan bir yer haline geldi. M.Ö. 139 yilinda Roma Komutani Atiochus tarafindan açilan bir savas sonrasinda bu güçlü ve azili korsan reisi yok edilmis, zamanla tekrar Akdeniz’de korku saçmaya baslayan korsanlar M.Ö. 103 yilinda Romali’lar tarafindan Akdeniz kiyi seridinden silindi. Misir Kraliçesi Kleopatra bir Akdeniz Turnesi’nde Antonius’a asik olur ve evlilik hediyesi olarak Coracesium’u, Antonius, Kleopatra’ya verdi. M.S. VII. yüzyila kadar önemini koruyan Coracesium (Alanya), Araplarin saldirilari baslayinca önemini daha da arttirarak, Bizanslilar döneminde "güzel dag" anlamina gelen Kolonoros adini aldi.

Islami Devirde Kolonoros... Islam Devleti’nin bütün Roma sehirlerine yaptigi akinlar sirasinda Kolonoros güçlü savunmasiyla bagimsizligini korur. Bazi tarihçiler Araplarin da buraya geldigini söyler. Araplarin Bizanslilari tedirgin etmeleri Selçuklular’in Kolonoros’u almalarini kolaylastirdi. Antalya’yi alan Selçuklularin Akdeniz hakimiyetini kurmak için Kolonoros’u almalari gerekiyordu. Uzun zamandan beri Antalya sü-basiligi yapmis Ertokus Bey, Selçuklu Sultani Alaaddin Keykubad’a, Akdeniz sahilinde Rumlar’in Kalonoros ve Avrupa’lilarin Candelore adini verdikleri beldenin güzelligini, kis mevsiminin orada bahar gibi hos ve sirin geçtigini, tabiatin ve yesilliklerinin burasini cennetten bir parça haline getirdigini ve kolaylikla fethedilebilecegini uzun boylu anlatir ve O’nu buranin fethine tesvik eder. Sultan Aladdin Keykubad 1221 yilinda Kale Komutani Kyr-Vart ‘dan Kolonoros’u aldi. Bir rivayete göre dört ay gibi bir kusatmadan sonra kaleyi alamayacagini düsünen Sultan Keykubad’in, bütün keçileri bir gece toplatarak boynuzlarina baglattigi çiralari da ateslettirerek askerlerin Allah Allah sesleri arasinda kale kapilarina hücüm edilmesini istedigi, muhafizlarinda bu büyük kalabalik karsisinda kale kapilarini açmak zorunda kaldiklari söylenir. Sultan Aladdin Keykubad, bu güzel beldenin yeniden insaa edilmesini sagladi, Kolonoros adini da kendi adina izafeten "Alaiye" olarak degistirdi. Ilk seferini zaferle sonuçlandiran Keykubad’in, Alaiye’nin fethi ve imari münasebetiyle vücuda getirdigi eserler arasinda 1228 ‘de ikmal edilen tersane çok mühimdir. Sultan Keykubad, düsman memleketi istila ederse, halkin Akdeniz’de Alanya Kalesine ve Karadeniz’ de de Sinop Kalesine siginmalarini söylemistir. Alaiye Tersanesi ve Sinop Tersanesi Akdeniz ve Karadeniz de askeri ve ticari seferlere imkan vermistir. Uzun yillar Selçuklular’a sancaklik yapan Alaiye, XIII. yüzyil ortalarinda Selçuklular’in zayiflamasindan sonra, ayni sülaleden olan Karamanogullari’nin eline geçti.

Alaiye’nin Osmanlilar tarafindan alinmasi... Alaiye’nin Osmanlilar tarafindan alinmasi, Fatih Sultan Mehmet zamaninda gerçeklesti. Osmanli Pasasi Gedik Ahmet Pasa, 1471 yilinda Karamanoglu Kiliç Aslan Bey’i ikna ederek Alaiye’yi Osmanli topraklarina dahil etti. Ulu Önder Atatürk’ün 1933 yilinda Gülcemal gemisiyle çiktigi Akdeniz gezisi sirasinda çekilen bir telgrafta Alaiye ismi Mors alfabesinde yanlislikla Alanya olarak çikar. Atatürk telgrafa bir göz atip, "Alaiye’yi bana Alanya mi yaptiracaksiniz? Aslinda bu isim de çok güzel, bundan sonra Alaiye, Alanya olsun "der. Tarihin degisik zamanlarinda çok sayida medeniyete ev sahipligi yapan Alanya’da, hala bu kültürlerin ayakta durdugunu görmek mümkün...
Gezilecek Önemli Yerler:
Selçuklu Kalesi: Gelenleri ilk karsilayan Alanya Yarimadasi'nin üzerinde bir taç gibi kurulmus olan ve 13. yüzyildan kalma sahane Selçuklu Kalesi'dir. Çifte duvarli ve iyi korunmus kalenin surlarini 150 kule kusatir. Dis duvarlarda bir caminin yikintilari, bir kervansaray ve bir kapali çarsi; iç duvarlar içinde de harap olmus bir sarniç ve bir Bizans kilisesi yer alir. Her ne kadar Alanya'nin tarihi Roma dönemine kadar gitse de; bu kent en görkemli dönemini Alaeddin Keykubat kislik konaklama mekanini ve donanma üssünü buraya tasiyinca yasamistir. Yapilar sehrin Selçuklular döneminde tasidigi önemi sergilemektedir.


Kizil Kule: Buralara gelmisken esi benzeri olmayan sekizgen KIZIL KULE'yi ve tersaneyi muhakkak görün.


Askerî amaçla ve limani kontrol altinda tutmak için 1226 yilinda yapilmis olan bu anitsal yapi, Selçuklu sanatinin essiz örneklerinden olup; Alanya'nin simgesi durumundadir.
1951-1953 yillarinda onarildiktan sonra 1979'da yapinin giris katinda Alanya yöresine özgü, hali, kilim, giysi, mutfak gereçleri, silahlar, tarti aletleri, aydinlatma aletleri, dokuma tezgâhi ve yörük kültürünü yansitan çadir gibi etnografik nitelikte eserler sergilenerek, yapiya etnografya müzesi islevi kazandirilmistir.
Damlatas Magarasi: Eger magara kesfetmekten hoslaniyorsaniz Damlatas Magarasi'ni gezin. Magara yakininda Etnografya Müzesi yer almaktadir. Tekneyle üç deniz magarasina ulasabilirsiniz; fosforlu kayalariyla Fosforlu Magara, korsanlarin kadin esirleri tuttuklari Kizlar Magarasi ve Asiklar Magarasi.